|
|||||||||||||||||||
|
|
Baro’da yolsuzluğun azı bile çoktur
İstanbul Barosu adına “Adli Yargıda Yolsuzluk” araştırması yapan Prof. Dr. Hayrettin Ökçesiz, bu çalışmada “Yargıda yolsuzluğun azı bile çoktur. Söylentisi bile ürperticidir.” tespitini yapıyor; çünkü yargı leke kaldırmaz. İstanbul Barosu’nun “Yargıda Yolsuzluk” araştırmasını yeniden hatırlamamızın nedeni Adalet Bakanlığı müfettişlerinin İstanbul Barosu’nda görevi kötüye kullanmak ve usulsüzlük iddiaları ile yürüttüğü inceleme.
İddiaları yeniden gündeme getiren, geçen dönem avukat Kazım Kolcuoğlu başkanlığı sırasında İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyeliği yapmış olan avukat İlknur Adiller. Adiller, Adalet Bakanlığı’na yaptığı başvuruda, yönetim kurulu üyeliğinde bulunduğu dönemde karşılaştığı ve bir kısmına muhalefet şerhi düştüğü usulsüzlük ve görevi kötüye kullanma iddialarını açıklayarak bunların incelenmesini talep ediyor. Bu iddialar 2004 yılı İstanbul Barosu genel kurulunda da gündeme getirilmişti. Ancak iddiaların muhatabı olan yönetim kurulu üyeleri herhangi bir açıklamada bulunmamış, Baro Başkanı Kazım Kolcuoğlu ise, Baro’dan birkaç tuvalet kağıdının hesabı mı soruluyor mealinden talihsiz bir açıklama yapmıştı. İstanbul Barosu, Adalet Bakanlığı müfettişlerinin incelemesi nedeniyle basının da gündemine gelmiş bulunuyor. Star gazetesi yazarı Halit Kakınç, “Baro’da yolsuzluk” başlıklı yazısında, “İstanbul Barosu’nda olanları duydunuz mu? Başkan Av. Kazım Kolcuoğlu yakın çevresine çıkar sağlamakla suçlanıyor... Adliyelerde, hakim ve savcıların rüşvet ve adam kayırarak karar verdiğine dair bilimsel raporlar hazırlatan İstanbul Barosunun içine düştüğü duruma bakar mısınız” diye soruyor. İstanbul Barosu avukatları, her ne kadar genel kurul’da ‘geçiştirilmiş’ de olsa, bu iddiaların Baro tarafından etkin ve adil bir şekilde soruşturularak gereğinin yerine getirileceğini beklemiş ve ummuşlardı. Ancak öyle olmadı. Üstelik daha vahimi, görevini kötüye kullandığı ve usulsüz işlem yaptığı iddia edilen Baro saymanı avukat Muammer Aydın, bu iddiaların hiçbir dayanağı yokmuş ya da iddialar önemsizmiş gibi aynı göreve yeniden seçildi. Baro ne bir açıklama yaptı ne de bir işlem; iddialar unutturulmaya bırakıldı. Ne de olsa ‘hafıza-i beşer nisyan ile malül’dü. Ancak mızrak çuvala sığmadı; iş Adalet Bakanlığı’nın iddialarla ilgili olarak inceleme yapması için müfettiş görevlendirmesine kadar ulaştı. Bu iddiaların gereği gibi soruşturulmayarak Adalet Bakanlığı’nın olaya müdahil edilmesi bile İstanbul Barosu açısından başlı başına vahim bir duruma işarettir. Ancak daha vahimi, Adalet Bakanlığı’nın başlattığı incelemenin “al gülüm ver gülüm” yürütüleceği konusunda kimi kuşkuların basında dile getiriliyor olmasıdır. Örneğin Halit Kakınç: “Bakan, müfettiş göndermenin, ‘Siz bu işi usulü dairesinde kapatın, başımıza iş açmayın’ diye yorumlanacağını bilmiyor mu?” diye soruyor. İddiaları şikayet konusu yapan avukat İlknur Adiller ise, basına yaptığı açıklamada, denetleme için baroya gelen müfettişlerle görüştürülmediğini, müfettişlerin yanıltıldığını belirtiyor. Adiller’in bu beyanı, Adalet Bakanlığı müfettişlerinin olayı örtbas etmeye yönelik çaba içerisinde olacaklarına dair kanıyı güçlendiriyor. İstanbul Barosu Türkiye’nin en önemli ve saygın kurumlarından birisidir; saygınlığını korumak yalnızca Baro Başkanı ve yönetim kurulunun değil, tüm avukatların boynunun borcudur. Baro, bu iddiaların örtbas edileceği izlenimi vermekten kaçınmaya özellikle özen göstermeli ve ileri sürülen iddialara ilişkin aşağıdaki soruları bir an önce yanıtlamalıdır: • Baro’nun alım yaptığı Najans Matbaa Reklamcılık Promosyon ve Kast Prodüksiyon Dış Tic.Ltd.Şti.’ nin sahipleri Baro saymanı avukat Muammer Aydın’ın kız kardeşi Nurdan Polatçı ve eşi Abdullah Polatçı mıdır? Söz konusu alımların yapıldığı tarihte şirketin merkezi, Baro saymanı Muammer Aydın’ın büro adresi midir? Baro’nun, başka herhangi bir şirketten teklif almadan bu şirketten alım yaptığı doğru mudur? • Baro’nun alım yaptığı CEKA firmasının sahibi Ergün Aydın, Baro saymanı Muammer Aydın’ın amcasının oğlu mudur? Bu şirketten alınan malzemelerin değerlerinin, emsallerinin 2-3 kat üzerinde olduğu iddiaları doğru mudur? Örnek vermek gerekirse alım yapıldığı tarihte piyasa değeri 2.000.000.-TL olan plastik karıştırıcı için 6.500.000-TL; piyasa değeri 32.000.000.-TL olan dispanser havlu için 80.000.000.-TL; piyasa değeri 11.000.000- TL olan tuvalet kağıdı için 19.500.000.-TL ödenmiş midir? • Baro’nun alım yaptığı İlyasoğlu Bronz Ltd. Şti. şirketinin sahipleri, Muammer Aydın’ın akrabaları mıdır? Bu şirketin merkezinin Güngören’de bulunmasına rağmen Baro’nun özellikle buradan alım yapmış olmasının sebebi nedir? Aynı malzeme Baro’ya yakın bir yerden temin edilememiş midir? • Baro’ya çiçek alımı yapılan Nis Çiçekçilik Mağazaları San.ve Tic.Ltd. Şti. nin iş merkezi ile Muammer Aydın’ın bürosunun adresleri komşu mudur? Bu şirketin ortakları ile Muammer Aydın’ın yakın arkadaşlığı bulunmakta mıdır? • SEM konferans salonunun onarım işinin başka herhangi bir firmadan teklif alınmadan İz İnşaat A.Ş.’ye verildiği ve işin başlangıcında iş bedelinin %55’i kadar ödeme yapıldığı iddiası doğru mudur? •Baro saymanı Muammer Aydın, Baro’nun çatı katının onarımı için Yapı Rehabilitasyon Merkez İnş.Müşavirlik San.ve Tic.Ltd.Şti.’nin Baro’ya vermesi gereken teminat mektubunu görmek isteyen dönemin yönetim kurulu üyesi avukat Nerve Korkmaz Soydan’a, bu evrakı dışarıdan kimsenin görmemesi için muhasebeye talimat verdiğini söylemiş ve evrakı görmesini engellemiş midir? Bir yönetim kurulu üyesinin, Baro’ya verilen bir teminat mektubunu görmesinin, Baro saymanı tarafından engellemesi nasıl bir anlayışın ürünüdür? Baro saymanı bu yetkisini nereden almaktadır? Bir yönetim kurulu üyesinin en doğal denetim hak ve yetkisini kısıtlayan anlayış, baro üyesi avukatların bu konudaki talepleri karşısında karşı nasıl davranmaktadır? Ya da aslında alınması gerektiği halde alınmayan bir teminat mektubu söz konusu olduğu için mi böyle bir yasaklama yoluna başvurulmuştur? • Baro’nun banka hesabındaki trilyonlarca paranın, yönetim kurulu üyesi avukat Sefa Bilgiç’in eşinin müdiresi olduğu Halkbank Çiftehavuzlar şubesine, üstelik yönetim kurulu kararı olmadan, nakledildiği doğru mudur? Söz konusu bankanın Avrupa yakasında Baro’ya yakın şubesi bulunmadığı için mi Çiftehavuzlar şubesi tercih edilmiştir? Sefa Bilgiç’in eşi bu mevduat için müdiresi olduğu bankadan komisyon almış mıdır? • Yukarıdaki iddialar yönetim kurulu gündemine getirilmiş ve işlemlerin usulsüz olduğu altında üç avukatın imzası bulunan bir rapor ile tespit edilmiş olmasına rağmen Baro Başkanı ve yönetim kurulu tarafından gereği neden yapılmamıştır? Görüldüğü gibi iddiaların her biri ayrı bir vahamettedir ve söylentisi bile ürperticidir. Üstelik bu iddiaların illa ceza hukuku açısından suç oluşturuyor olması da gerekli değildir. İstanbul Barosu, gerekiyorsa birkaç tuvalet kağıdının dahi hesabını vermelidir. Baro saymanının, akrabaları ve yakın çevresi ile ileri sürülen iddialardaki gibi bir ilişki içine girmiş olması etik açıdan yanlış ve sakıncalı değil midir? Bu iddialar ortadayken en doğru davranış istifa etmek olmalıyken, yeniden Baro saymanlığı görevine aday olması ve seçilmesi ne kadar doğru ve ahlakidir? Bu iddialar karşısında sessiz kalmak, önemsizmiş gibi göstermek ve üzerini örtmeye çalışmak suça iştirak etmiş olmak değil midir? Halit Kakınç “Baro’nun içine düştüğü duruma bakar mısınız” derken haksız mıdır? İstanbul Barosu bu iddialara ilişkin olarak, Adalet Bakanlığı’ndan önce biz avukatlara ve kamuoyuna açıklama yapmalı ve Baro’nun üzerindeki gölgeyi ortadan kaldırmalıdır. Çünkü Baro leke kaldırmaz. Çünkü baroda bile yolsuzluğun azı çoktur. Çünkü söylentisi bile ürperticidir.
|
||||||||||||||||||