Dünden bugüne Çağdaş Avukatlar Grubu

İsmail Hakkı Karaca
Avukat, İstanbul Barosu

1970’lerin başında  ülke ve meslek sorunlarına duyarlı bir grup avukat, çağdaş düşünceyi ortak paydaları görerek Çağdaş Avukatlar Grubunu (ÇAG) oluşturmuşlardır. Buna kuruluş demek mümkün değil. Çünkü ÇAG bir dernek olmayıp, bir tüzük ve program disiplini içeren bir yapı ile kurulmuş da değildir.

Şimdilerde sivil disiplinler denilen sivil toplum örgütlerinin de yeni yeni geliştiği dönemlerde ÇAG, avukatların oluşturduğu "en sivil" oluşumlardandır.

1976’larda ÇAG, ülkede demokratik hukuk devletinin yerleşmesi mücadelesi sürecini başlatan ve onu  dinamik yapılardan biri kılan İstanbul Barosu Yönetimine  Av.Orhan A. Apaydın ve ekibini  taşıyarak örgütlenmesinin ilk meyvesini vermiştir. Bu tarihlere kadar dünyada   kendisini daha çok nicel olarak ifade eden İstanbul Barosu, artık hukukun üstünlüğü, demokrasi anlayışı ve avukatlık mesleğine bakış açısı ile nitel olarak da ifade etmeye başlamıştır.

Ve nihayet Türkiye "dinamikleri" nin  "dinamitlenmesi" işlevini üstlenen 12 Eylül darbesinden İstanbul Barosu ve ÇAG da nasibini  almış, bu süreçte  ÇAG’ın temsilcisi olarak seçilmiş olan Baro Başkanı Orhan A. Apaydın, önce göz altına alınmış, daha sonra aylar süren hapishane günleri gelmiş ve bu dönemde ilk defa Sıkı Yönetim İdaresi tarafından  İstanbul Barosu’ nun kapısına kilit vurulmuştur. Bütün bu koşullarda ÇAG, her şeye rağmen "süngülerin" arasından gün ışığına çıkmasını ve hayatiyetini korumasını bilmiştir.

Her oluşumda olduğu gibi gelişen süreçte ÇAG, kendi içinde önemli tartışmalar ve ayrışmalar da yaşamıştır.

İlk tartışmayı 1990’larda meslek ve meslektaşların sorunlarını çözüm yöntemlerinde yaşamıştır. ÇAG’ın içindeki bir anlayış meslektaşlara Baro Başkanlığı sıfatından yararlanılarak kooperatif ve şirket kurulmak suretiyle avukatlara konut üretip satarak (Dünyada mekan anlayışından etkilenmiş olsalar gerek! ) avukatların sorunlarının önemli bir kısmının çözüleceğini düşünmüş ve bu yolda icraatlar gerçekleştirmiştir.

Buna karşın diğer anlayış  ise meslek ve meslektaşların sorunlarının mesleğin evrensel ilkelerini yaşama geçirmekle, bu doğrultuda mücadele vermekle çözüme ulaşılabileceğini vurgulayarak, anlayış farkını ortaya koymuş, bu tartışma sonucunda  Baro içinde kooperatifçilik anlayışına karşı çıkan Baro Yönetim Kurulundaki  yedi üyenin istifasını vermesi  sonucu  ÇAG kendini yeniden yapılandırmış, bu anlayışını  1996 yılındaki seçimle Baro Yönetimine taşıyarak kendini ifade etmiştir.

Ancak ÇAG’ı bu kez yeni bir sancı, yeni bir tartışma beklemektedir. Bir taraftan   kendilerine Önce İlke Grubu adını veren ve bugünkü yönetim anlayışı gibi mesleğin yargı içindeki  mevcut işlevine razı, Barolar Birliğini genel müdürlük, Baroları "şube", avukatları da "memur" gören, "avukatlık tipi" çizen ve  "sistem patenti"  taşıyan bir anlayış, diğer yandan hiçbir patenti kabul etmeyen, bağımsız yargıyı, bağımsız savunmayı ve ülkede  özgürlükçü düşüncenin oluşumunu ve gelişimini hedefleyen ve bu yolda mücadele veren bir anlayış…

İşte  bu iki ayrı anlayış  bu gün iki ayrı çağdaş grubun oluşumuna yol açmıştır.

Hangi anlayışın çağdaş olduğuna  icraat ve söylemlerine bakarak  avukatlar karar verecektir, vermelidir de…

Peki ÇAG’ın süreç içerisinde işlevi nedir? İşlevini yerine getirirken izlediği yöntemler nelerdir? ÇAG’ı yakınen tanıyabilmek için bu sorulara da yanıt vermek gerekir.

Yukarıda da belirtildiği gibi  ÇAG işlevsel görevini oluşumundaki çıkış noktasından almıştır. Yani ülke ve meslek sorunlarına duyarlılıktan…

Bu duyarlılık zaman zaman sistemdeki hukuk ihlallerinde, zaman zaman demokrasi ve insan hakları taleplerinde, zaman zaman  bağımsız yargı  ve bağımsız savunma taleplerinde kendini göstermiştir. Bazen bu duyarlılık toplumsal taleplerde diğer demokratik kitle örgütleri ile dayanışarak, bazen de onların yol göstericisi ve öncüsü  olarak fiile geçmiştir. ÇAG, bu duyarlılığını, çok sık olmasa da yaptığı toplantılarda (buna ÇAG Genel Kurulu da denebilir) önce konuyu kendi içerisinde forum yöntemiyle tartıştırarak ve vardığı  sonuçları eylemsel veya fikirsel temelde kamu oyuna yansıtarak ortaya koymuştur.

ÇAG’ın etkin olduğu alanlardan en önemlisi İstanbul Barosu yönetimlerinin oluşumundadır. 1974 tarihinden bugüne kadar ÇAG, baro yönetiminin oluşumunda etkin ve önemli roller üstlenmiştir. ÇAG’ın baro başkanı ve diğer organların adayları başlangıçta grup içerisindeki görüşlerin uzlaşması ile belirlenirken giderek bu yöntem terkedilmiş ve yerini demokrasinin temel taşlarından olan ve  grup içinde yapılan ön seçimle belirleme yöntemi almıştır.

Baro seçimlerinin yaklaştığı dönemlerde önce ÇAG genel kurulu toplanır, genel kurulda güncel olan ve gündemde yer alan meslek ve ülke sorunları tartışıldıktan sonra gelecek döneme kadar ÇAG’ın kendisine yüklediği görevleri ve  ön seçimi yürütecek  gönüllülük esasına dayanan bir çalışma grubu oluşur, bu çalışma grubu ise kendi içinde sekreterya, seçim komitesi vb. gibi komiteler oluşturarak çalışmalarını yürütür. Önseçim komitesi daha önce ÇAG genel kurulunda belirlenen  ön seçimde izlenecek ilke ve yöntemleri içeren seçim yönergesi doğrultusunda, ÇAG önseçim adaylarının başvurularını, adayların ve projelerinin tartışıldığı, tanıtıldığı bölge ve genel toplantılar düzenler, daha önceden belirlenen tarihte genellikle adliyelerde kurulan seçim sandıkları ile önseçimi gerçekleştirerek ÇAG’ın İstanbul Barosuna aday olacak başkan, yönetim kurulu, disiplin kurulu ve denetleme kurulu adaylarını tespit eder. Artık ön seçim tartışması geride kalmış, bu adaylar İstanbul Barosu ‘nun Genel Kurulunda  ÇAG’ın  adaylarıdır.

ÇAG’ın önseçimine klasik seçim sisteminde olduğu gibi bir seçmen kütüğü veya seçmen listesi ile gidilmez. Kendisini ÇAG içinde hisseden veya ÇAG’ın  veya adaylarının  görüşlerini, projelerini onaylayan tüm avukatlar ÇAG’ın ön  seçiminde veya genel seçimde ÇAG’ın seçmenidir.

ÇAG’ı Baro seçimlerine katılan diğer kişi ve gruplardan ayıran ve onu çağdaş ve demokrat kılan özelliklerinden birisi de Baro seçimlerine giderken izlediği yöntem olsa gerek...

Zaman zaman, ÇAG için ilkeler konulmasını  önerenler, tanımlamaya kalkışınlar dahi olmuştur. Bana göre ÇAG’ın bir çerçeve tanımı yapılmadığı, ilkelere hapsedilmediği içindir ki adı "ÇAG" olmuştur. ÇAG, ancak onu oluşturan avukatların ortak paydasından aldığı söylem ve icraatları ile tanımlanabilir, ifade edilebilir…

ÇAG için çerçeve tanımlar ve  ilkeler koymaya kalkışanların varacakları sınır (Baro Marşında olduğu gibi) ÇAG  için de marş üretmek olacaktır…

Oysa ÇAG sınır ve sınıf tanımayan avukatların oluşturduğu bir oluşumdur.

Hep öyle de kalacaktır…