MİT ile 150 kez görüştüm

Zülfü Yar
Avukat

Geçen ay ülkenin gündemini meşgul eden “YARGITAY-MİT–ÇAKICI üçgeni” eksenli haber, yorum ve eleştirileri hayretle hatta şaşkınlıkla izledim. Yanlış anlaşılmasın beni şaşırtan, hayrete düşüren “YARGITAY-MİT-ÇAKICI üçgeni” oluşumu değil, bu oluşumun anormal  bir oluşummuş gibi günlerce hatta haftalarca medyanın gündemini meşgul etmesi, yorumlar yapılması, eleştiriler getirilmesi, en garibi de MİT Başkanı’nın “Yargıtay ile en az 50 defa görüştük” sözünden dolayı Yargıtay Başkanı’nın istifasının istenmesi olmuştur.

Neymiş efendim; Yargıtay Başkanı Çakıcı’nın dosyası hakkında bilgi vermişmiş. Geçiniz efendim. Bugüne dek hangi baba hatta hangi evlat Yargıtay’daki dosyası hakkında bilgi alamadı? Gizli değil, saklı değil. Yargıtay Başkanı’nın telefonları herkese açık. Her isteyen istediği zaman istediği kadar arayabilir. İster evden, ister cepten. Yargıtay Başkanı’nın Çakıcı’nın dosyası sorulduğunda “Kusura bakmayın bu dosyanın sanığı için baba diyorlar o yüzden bilgi veremem” demesi mümkün müdür? Yargıtay Başkanı bu memleketin en tepedeki hukukçularından biridir. Hakkındaki karar kesinleşene kadar her sanık için masumiyet karinesinin geçerli olduğunu çok iyi bilir. Bu nedenle Sayın Başkanın yurttaşlar arasında hiçbir ayrım yapmadan hukukçu kimliğinin gerektirdiği şekilde bilgi verdiği kanaatindeyim. Memlekete mal olmuş her gittiği yerde yüzlerce araçlık konvoyla karşılanan, onlarca kurban kesilen, “Türkiye seninle gurur duyuyor” naraları haykırılan babaların dosyaları hakkında “bilgi veremem” demek Yargıtay Başkanı’nın ne haddine. Kaldı ki bu babalar şam babası değil, gayrı meşru baba değil, yarı resmi baba. Çakıcı Nice’de yakalandığında üzerinde kırmızı pasaport, Graz’da yakalandığında yeşil pasaport çıkmadı mı?

Bugüne dek Yargıtay Başkanı’nı Yargıtay’dan, evinden veya cebinden hiç aramadım. Ancak arayıp da “Sayın Başkanım kusura bakmayın rahatsız ediyorum, Yargıtay’da bir dosyam var, o dosyadan fotokopi rica edeceğim desem, Başkanın “Ne zahmeti Zülfü’cüğüm, ayıp ediyorsun, bizim görevimiz vatandaşa hizmet, biz ne için buradayız” diyeceğine canı gönülden inanmaktayım. Hatta bundan sonra öküz altında buzağı arayan art niyetlilerin suratlarına çarpmak için sık sık da arayacağım. Zaten her yıl yüzlerce dosyamız temyiz edilerek Yargıtay’a gidiyor. Yargıtay’a giden dosyaların da peşine düşmezsen Yemen’e giden asker gibi bir daha haber gelmiyor. Kalemleri aradığımızda çoğu kez sinirli ve cırtlak bir sesin “telefonla bilgi vermiyoruz, internetten bakın internetten” dediği herkesçe malumdur. İnternete baktığımızda da sayfanın görüntülenemediği, ya da dosyaya ulaşılamadığı da ayrı bir muamma.

Biz avukatların Yargıtay’daki işleri dosyanın akıbeti hakkında bilgi almaktan ibaret değil ki. Gün oluyor dosyaya bir dilekçe göndermemiz gerekiyor, gün oluyor duruşma günü öğrenmemiz, gün oluyor karar örneği almamız, bazen de kalem memurunun masasının yanında aylarca bekleyen dosyayı bir an önce işleme koydurmak gerekiyor. Neyse bundan sonra Yargıtay’da derdimize derman, yaramıza merhem olacak bir makamın varlığını öğrenmek ilaç gibi geldi. Ben şahsen tüm bu işler için artık başkandan başkasını katiyyen aramam. Medyada açıklama yaparkenki görüntülerden, başkanın iyi niyeti ve samimiyeti, yüzünden açıkça okunuyordu. Bu konuda zerre kadar kuşku duymuyorum. Bu nur yüzlü insanın hiçbir talebim karşısında söyleneceğini, nazlanacağını, sızlanacağını aklımdan bile geçirmiyorum.

En çok içerlediğim konulardan biri de MİT Başkanı’nın “Yargıtay ile 50 defa görüştük” sözüne birilerinin fena halde takmış olmasıdır. Medyaya yansıyan telefon görüşmeleri dökümlerinden anlaşıldığına göre memlekette telefonu dinlenmeyen, görüşmeleri kaydedilmeyen vatandaş yok gibi. Abes olan MİT’in Yargıtay ile 50 defa görüşmesi değildir, bizim niye hiç görüşemediğimizdir. MİT bunca bilgiyi mezara mı götürecek, milyonlarca telefonu boşuna mı dinliyorlar, binlerce ajanı boşuna mı besliyorlar. Bizi de arasınlar kardeşim. Ya da biz de arayalım. Şahsen yüz bulsam ben MİT’i 50 defa değil 150 defa bile ararım. Niçin ararım. Kaçıp izini kaybettiren borçluları bulmak için ararım. Haczi kabil menkul veya gayrımenkul malını, üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarını bulamadığım borçluların gizlediği mallar için ararım. Her şeyden önemlisi delil bulamadığım davalar için görüntülü ve ses kasetleri istemek için ararım.Hadiseli hacizlerde takviye profesyonel destek için ararım. Onca bilgiyi, onca dokümanı tozlu raflarda, rutubetli depolarda çürütmesinler. Birileri istediği zaman, canları istedikleri kişilerin görüşmelerini açıklamasınlar. Topladıkları tüm bilgileri vatandaşın kullanımına açsınlar. Alacaklar tahsil olsun, ekonomi canlansın, müvekkillerin yüzü gülsün, avukatlar bayram etsin efendim.