|
||||||||||||||||||||||
|
|
Basın
etiği mi dediniz... Bu sayıdaki yazılarımızdan
bir tanesi, İstanbul 2. İdare Mahkemesinin ‘Hayata Dönüş’
operasyonu hakkında verdiği karar üzerine. Mahkeme, cezaevlerindeki
siyasi mahpuslara yönelik olarak 19 Aralık 2001 tarihinde başlatılan
operasyonda yaşamını yitiren M.Ördekçi’nin ailesinin açtığı
davada ‘İdare’nin ağır kusurlu olduğuna ve yaşam hakkının ihlal
edildiğine karar vermiş bulunuyor. Bu kararın ayrıntılarını avukat Ümit
Yavuz’un yazısında okuyabilirsiniz. Söz konusu karar bir çok
gazetede ilk sayfadan duyuruldu. Bunlardan birisi de haberi manşetten veren
Hürriyet gazetesiydi. Gazetenin 26 Mart 2004 tarihli nüshasında duyurulan
haberin başlığı “‘Hayata Dönüş’ tesellisi” şeklindeydi.
Haber şöyle devam ediyordu: “İdare Mahkemesi, cezaevinde kanlı
‘Hayata Dönüş’ operasyonunda devleti ağır kusurlu buldu.” Bu
haberin hemen altındaki bir başka haber ise “Devlet gaziden tazminatı
alacak” başlığı ile verilmişti. Haberde, PKK operasyonu sırasında
mayına basarak iki bacağını kaybeden Uzman Çavuş Daşbaş’ın İçişleri
Bakanlığı’ndan aldığı 57 milyar lira tazminatın mahkeme kararıyla
geri alınacağı belirtiyordu. Buraya kadar haberde
herhangi bir şey yok. Ancak şaşırtıcı olan aynı haberin Hürriyet
gazetesinin aynı günkü bir başka baskısında aynı imzayla ancak bir başka
biçimde verilmesiydi. Ya da muhtemelen taşra için yapılan baskının İstanbul’da
da dağıtıma girmesinden kaynaklanan bir aksilik söz konusu olmuştu! Bu farklı baskıdaki
haberin manşetinde şöyle deniliyor: “‘Hayata Dönüş’e
tazminat.” Haber “Devlet ‘Hayata Dönüş’ operasyonunda ölen TKEP/Leninist
örgütü üyesi mahkumun ailesine 109 milyar ödeyecek” şeklinde devam
ediyor. Manşet haberin altındaki diğer haber ise yine Uzman Çavuş Daşbaş
ile ilgili. Ancak bu baskıda başlık değiştirilmiş ve “Gaziye ise gözyaşları”
olmuş. Hürriyet gazetesi köylü
kurnazlığı ilkesizliği ile ‘teröristlere tazminat ödeyen devlet
kendi askerinden tazminatı çok görüyor’ demeye mi getiriyor? Peki örgüt
üyesi olmak yaşam hakkı ihlalini haklı mı kılıyor? Oysa, bununla
birlikte operasyon sırasında yaşamını yitiren Ördekçi 7 yıldır
cezaevinde tutuklu bulunmaktaydı ancak hakkında verilmiş bir mahkumiyet söz
konusu değildi, ve üstelik, bu durum mahkeme kararında da belirtiliyordu.
Hürriyet gazetesi bunu ve bunun ne anlama geldiğini bilmiyor mu! Hürriyet gazetesi söz
konusu haberle her şeyden önce devletin bir operasyonunda yaşam hakkı
ihlal bir tutuklunun masumiyet karinesi açıkça çiğnenmiştir. Üstelik
bu haberle yargı baskı altında bırakılarak bu yöndeki kararların önü
kesilmeye çalışılmıştır. Yargı, aldığı bu karar nedeniyle, 15 yıl
süren bir savaş da istismar edilerek açıkça töhmet ve baskı altında
tutulmaya çalışılmaktadır. Bu aynı zamanda bir savaş çığırtkanlığıdır.
Biraz altını kazımaya başladığınızda Hürriyet gazetesinin demokrasi
makyajı ile kaplı söylemi altındaki demokrasi, insan hakları ve özgürlükler
karşıtı yüzü hemen sırıtıvermektedir. Bu durumda belki en doğrusu
sözü Ziya Paşa’ya bırakmak: “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
/ Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.” Bir sonraki sayıda buluşmak dileğiyle... |
|||||||||||||||||||||