|
||||||||||||||||||||||||
|
|
Kimi
desteklediğini söyle bana,
Alemdaroğlu’nun despotik yönetimini yeniden hatırlamamızın nedeni kendisinin görevden alınmış olması değildir yalnızca: hukuksuz uygulamaları ayyuka çıkmış bulunan Alemdaroğlu’nun bir hukuk kurumu olan İstanbul Barosu Yönetim Kurulu tarafından desteklenmiş olmasıdır. YÖK’ün işleminin “demokratik ve özerk üniversite anlayışı ile bağdaşmadığı” açıklaması yapan İstanbul Barosu Yönetim Kurulu’nun Alemdaroğlu ile ‘muhabbetinin’ aslında daha derin olduğu anlaşılıyor. Mevcut Baro Başkanı ve Yönetim Kurulu’nun içinde olduğu Önce İlke Grubu, yayımladıkları seçim broşüründe, kendi yönetimleri sırasında Baro ile üniversiteyi barıştırdıklarını söylüyorlar. Öyleyse hatırlamanın ve aşağıdaki soruları sormanın yeridir: İstanbul Üniversitesinde öğrenciler hakkında hukuka aykırı şekilde disiplin soruşturmaları yürütülürken demokratik ve özerk üniversiteyi neden hatırlamadınız? Öğrencilerin idari yargıdan aldıkları kararlar Alemdaroğlu tarafından uygulanmazken neden sustunuz? Azerbaycan’da darbe girişimine karışan ve Süleyman Demirel tarafından özel uçakla Azerbaycan’dan kaçırılan, MHP bağlantılı Ferman Demirkol’un, üstelik bu konuda akademik bir çalışması dahi bilinmezken, Üniversitenin Anayasa Hukuku kürsüsüne atanmasını demokratik üniversite ile nasıl bağdaştırdınız? Bu atama kararının idare mahkemesi tarafından iptal edilmesine rağmen Alemdaroğlu’nun yargı kararına uymaması karşısında neden ses çıkarmadınız? Peki ya Prof.Bülent Tanör? İstanbul Barosu bu açıklama ile Tanör’ün kemiklerinin mezarda sızlayacağını hiç düşünmedi mi? Hazırladığı bir rapor nedeniyle Tanör hakkında disiplin cezası veren ve Üniversiteyi ona dar etmeye çalışan Alemdaroğlu değil miydi? “Onurum kırıldı” diyerek Üniversiteden ayrılan Prof. Aysel Çelikel’i ve “Bize yaptığı muameleye 12 Mart döneminde 9 ay hapiste yattığım dönemde rastlamadım” diyen Prof. Çetin Özek’i ne çabuk unuttunuz. Hukuk Fakültesi Dekanlığı, öğretim üyelerinin kitapları pencereden attırılarak boşaltılırken özerk ve demokratik üniversiteyi neden hatırlamadınız? Çapa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof.Şebnem Korur Fincancı hukuka aykırı bir şekilde görevinden alınırken Baro neredeydi? Bu görevden almanın asıl gerekçesi, Fincancı’nın, Alemdaroğlu hakkında intihal suçlamasında bulunan İstanbul Tabip Odası genel sekreteri olması değil miydi? Dosyası oldukça kabarık Alemdaroğlu’nun. Usulsüzlük yaptığına dair Maliye, Sayıştay ve Vakıflar Genel Müdürlüğü müfettişleri tarafından hazırlanmış raporlar ve suç duyurularını da bunların arasına katmak gerek. Alemdaroğlu sırtını resmi ideolojiye dayayarak “vatan-millet-sakarya” nutuklarıyla kendisine hukuk karşısında dokunulmaz bir alan yaratmaya çalışmış ve bunda kısmen başarılı olmuştu. İstanbul Barosu Yönetim Kurulu ise, otorite ve iktidar odakları ile yüzleşebilme cesaretini göstermek ve hukuku demokratikleştirebilmek yerine, resmi ideolojiye sırtını dayayarak yol almayı tercih etmektedir. Baroların devletin birer kurumu haline gelmeye başladıklarını söylememiz işte bundandır. |
|||||||||||||||||||||||