editör'den
 
Ata YAZICIOĞLU Avukat İstanbul Barosu

Yeni TCK ve medya

Yeni Türk Ceza Yasasının yasalaşması kadar yürürlük tarihinin 1 Haziran’a ertelenmesinde  de medyanın rolü büyük oldu. Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in, 2 yıllık çalışma süreci içinde Yasaya hiçbir katkı sağlamayanların yürürlük tarihinin ertelenmesi halinde de katkı sağlamayacakları yönündeki açıklamasının aksine, Yasa hakkında daha Tasarı halinde iken pek çok eleştiri ve katkı  yapılmış, ancak bunların neredeyse pek azı medyada kendisine yer bulabilmişti. Medya, iktidarın TCK tartışmalarını manüpile etme çabasına destek vererek, Tasarının tümü üzerindeki eleştirilerin zina tartışmasına kilitlenmesine yardımcı olmuştu. Tasarının bütününe yönelik eleştiriler bir kuğu çığlığı olmaktan öteye gidemedi.

Hürriyet gazetesi yazarı Muharrem Sarıkaya, 13 Mart 2004 tarihli yazısında, Adalet Komisyonu Başkanı Köksal Toptan’ın ağzından yaptığı açıklamada, Yasanın herkesin beğenisini kazanmasının nedeninin cezaevindeki hükümlüden üniversitedeki akademisyene kadar tüm kesimlerin katılımının sağlaması olduğunu söylüyor ve kanunları ince eleyip sık dokumaları ile tanınan hukukçuların dahi TCK için olması gerektiği gibi olduğunu söylediklerini ifade ediyordu.

Sarıkaya, bu hukukçuların kim olduklarını yazısında açıklamıyordu. Ama yasalaşma sürecinde Tasarıya karşı çıkan, Tasarının geri çekilerek yeni bir çalışma yapılması gerektiğini gerekçeleriyle birlikte açıklayan pek çok hukuk insanı, üniversite ve baronun açıklamaları medyada kendine yer bulamadı. Örneğin Prof. Dr. Timur Demirbaş, “Hızlandırılmış tren faciasından sonra hızlandırılmış TCK faciası kapıda” diyor ve iktidarı Tasarıyı geri çekmesi konusunda uyarıyordu. Ama bu uyarılar, iktidar partisi kadar medya tarafından da duymazdan gelindi.

İktidarın, hızlandırılmış tren faciasındaki vurdumduymazlığı ve cehaletiyle TCK için yapılan eleştirileri de dikkate almamakta inat etmesine sessiz kalarak destek olan medya, şimdi ise günah çıkarmaktadır. Ancak bunun için medyanın, özellikle de büyük medyanın, yeni TCK’daki basınla ilgili hükümlerin yalnızca ‘marjinal’ seslere değil kendilerine de uygulanabileceğini anlamalarını beklememiz gerekti.

Akdeniz Üniversitesinde yapılan bir oturuma katılan Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, “Bu yasanın çıkarılması aşamasında basına magazinel malzemeler yansıtıldı. Yeni TCK konusunda gafil avlandığımızı itiraf etmeliyim”  diye açıklama yaptı. Bir öğrencinin, “20 gün öncesine kadar bu konuda sesinizin çıkmaması, iktidara el veren patronunuz istemediği için miydi?” sorusuna Ekşi’nin verdiği yanıt, medyanın tavrının bir ‘gaflet’ olmadığını göstermesi açısından önemliydi. Ekşi, “Medya ticari düşünür. İktidara yakın olmak ister. Konjonktür değişir ve ticari çıkarlar gerektirirse, medya o yana döner” diyordu.

Kuşkusuz zararın neresinden dönülürse kârdır. Ancak medyanın şu anki tavrı da bu konuda iyimser yorum yapmamıza olanak sağlamaktan uzaktır. Medya, daha önce zina tartışmasında olduğu gibi, bu kez de yeni TCK ile ilgili tüm eleştirileri basın ile ilgili düzenlemelerle sınırlı tutmaya çalışmaktadır. Oysa, pek çok hukukçu, bu Yasanın geri çekilerek yeni bir çalışma yapılması gerektiğini ısrarla söylemektedir. Doğrusu da budur. Erteleme yetmez; bu Yasa geri çekilerek yeni bir çalışma yapılmalıdır. Önümüzdeki sayıda, neden yeni bir çalışma yapılması gerektiğine dair görüşlere yer vereceğiz.