|
||||||||||||||||||||||||
|
|
Ahmet Kaymaz ikinci kez ‘yargısız infaz’a kurban edildi.
Hal böyle olunca, aslında kıyametler koparması gereken bir rapor da sessizce geçiştirildi. Sözünü ettiğimiz "Mardin ili Kızıltepe ilçesinde Ahmet Kaymaz ve Uğur Kaymaz’ın Öldürülmesi İddiaları İle İlgili Rapor" başlıklı rapor. Rapor, TBB Yönetim Kurulu Çalışma Raporunun 413 üncü sayfasında "TBB’nin Diğer Çalışmaları" üst başlığı altında yer alıyor. Raporda imzası bulunanlar TBB’nin o tarihteki Genel Sekreteri Şahin Mengü ve Yönetim Kurulu üyesi Talay Şenol. Rapor okunduğunda ilk akla gelenler, böyle avukatlar varken savcılara ne gerek olduğu; ikincisi ise, böyle avukat örgütleri varken Adalet Bakanlığı’nın idari vesayete neden ihtiyaç duymak isteyeceği soruları olmaktadır. Raporun "kanaatlerimiz" ara başlıklı bölümünde görüşlerini belirten imzacılar, "Maktul Ahmet Kaymaz’ın çevrenin anlatımlarına ve geçmiş durumuna bakılarak PKK’nın ‘milis’i olduğu kanısına varılmıştır" tespitinde bulunuyorlar. Bu kanıya nasıl ve nereden vardıklarını sormuyoruz. Sorumuz şudur: sizin işiniz bu mudur? Avukat ve TBB yöneticisi olduğunuzu unuttunuz mu? Savcı bile böyle bir iddiada bulunmamış ve Kaymaz’ın daha önce yardım ve yataklıktan yargılanıp beraat ettiğini söylemekle yetinmiştir. Rapordaki ‘tespitler’ şöyle devam ediyor: "Çatışma ve operasyonlara giden güvenlik güçlerinin genel olarak uzun namlulu silahlar kullandıkları halde bu olayda 9 mm.lik MP5 ve Uzi marka otomatik silahlar kullanıldığı bunun bir ‘yargısız infaz’ için emare olarak değerlendirildiğini yukarıda belirtmiştik. 9 mm.lik MP5 ve Uzi otomatik tabancalar yakın dövüş silahıdır. Operasyon yapılacak yer mahalle içidir. Burada uzun namlulu silahların kullanılması mümkün değildir." TBB’nin yöneticilerinin bağımsız bir rapor hazırlamaya değil devletin güvenlik güçlerini aklamaya çalıştıkları anlaşılıyor. Barolar Birliği Başkanlığına yeniden seçilen Özdemir Özok, rapor hakkında kendisine sorulan soruları, "raporu hazırlayanları bağlar" yollu açıklamalarla geçiştiriyor. Peki raporun Çalışma Raporunda ne işi var? Görmediniz mi? Okumadınız mı? Bırakın yeniden seçilmeyi, yeniden aday bile olamamalıydı Özok. Uzun zamandan beridir baroların devletin birer kurumu haline getirilmeye ve devlet avukatlığın kurumsallaştırılmaya çalışıldığını söylerken kastettiğimiz işte budur. Kendisini devletle özdeşleştiren ve devletin sahibi gibi gören bir anlayış avukatlığa ve barolara egemen olmaktadır. Baroların bırakın insan hakları ve demokrasiden yana olmayı, avukatlıktan bile uzaklaşmaya başladıkları anlaşılıyor. Aksi olsaydı, bu raporun okunduğu salonda kıyametler kopmalıydı. Hadi TBB böyle bir rapor hazırladı diyelim, peki 81 ilin baro delegeleri neredeydiler? Ahmet Kaymaz ikinci kez ‘ yargısız infaz’ edilmiştir. Bunu yapan ne yazık ki bir hukuk kurumu olan Barolar Birliği olmuştur. *** Dergi çalışanları olarak bu yıl adli tatili erken karşılamaya karar verdik! Yeni sayımızı Eylül ayında çıkaracağız. Eylül ayında buluşmak dileğiyle... |
|||||||||||||||||||||||