Tatsız, tuzsuz ve ruhsuz Kongreden izlenimler

Kemal Aytaç
Avukat, İstanbul Barosu


Türkiye Barolar Birliği(TBB) 28.Olağan Genel Kurulu 21-22 Mayıs 2005 tarihinde Antalya’da toplandı. Genel Kurul toplantı tarihi her ne kadar 21-22 Mayıs ise de gelenek olduğu üzere tüm il delegasyonları 18 Mayıs’ta Antalya’da idiler.
Antalya Barosu dört günlük bir program düzenlemişti.
İlk gün delegelerin ve konukların otellere yerleştirilmesi, adaylar, listeler, kimin kimle birlikte davrandığı, kime destek verdiği gibi kulis faaliyetleri, kısa turlu Antalya’yı gezmeler ve yemekle geçti.
İkinci gün yemekli deniz turu düzenlenmişti, devamında Antalya Valisinin tarihi Aspendos tiyatrosunda vermiş olduğu kokteyle katılındı. Bu kokteylin devamında Antalya Barosu’na bağlı avukatlarca oluşturulan Türk sanat müziği grubunun sunmuş olduğu müzik dinletisine tanık olduk.
Üçüncü gün, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nun dört yıllık çalışma raporunun ele alınacağı, tartışılıp görüşüleceği, eleştirileceği gündü. Bütün bunların sonunda ve buradan hareketle yeni politikalar ve yeni yönetim oluşturulacaktı. Ama olmadı. Genel Kurulun, katılımcı delegelerin kafasında da ne kadar biçimsel ve seçime endeksli olarak algılandığı, Genel Kurulu neredeyse bir tatil fırsatı olarak görüldüğü anlaşıldı.
Her kongrede alışılageldiği üzere, toplantının düzenlendiği ilin Valisi, Genel Kurula ev sahipliği yapan baro başkanı ve TBB Yönetim Kurulu Başkanının konuşmalarının ardından sıra Birlik Genel Kurul delegelerine geldi. Bu aşamada Genel Kurula dört gününü ayıran delegeler için beşer dakikalık konuşma süresi ayrılmasına karar verildi. Konuşmak için başvuran delege sayısı ise 36 idi.
Dört günlük sürenin büyük bir kısmı gezi, yemek, tiyatro, hoş, beş vb. şeylerle geçiyor, ama yargının, hukukun, avukatlığın sorunları konuşulmaya sıra gelince insanlar konuşturulmuyor ya da konuşmuyor. Ve bu toplantının adı Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu oluyor. Her şeyden öte yalnızca bu bile, nasıl bir Genel Kurul yaşadığımızı göstermeye yeterlidir.
Aslında daha da vahimi yaşandı. Yirmi konuşmacı görüşlerini sunduktan sonra Bilecik Barosundan bir delege yeterlilik önergesi vererek görüşmelerin sona erdirilmesini, sadece Barolar Birliği başkan adaylarının konuşmalarını talep etti. Bu önergenin aleyhinde ve lehinde konuşmalar yapıldı ve yapılan oylama sonucu önerge reddedildi. Ancak şunu da ifade etmek gerekir ki kalan on altı delegenin beşer dakika dahi olsa konuşmasını istemeyen delege sayısı da hatırı sayılır sayıdaydı. Bu önergeyi veren delege de söz istemiş ve sırasını bekleyen bir meslektaşımızdı. Meslektaşımız, "biz konuşmayalım ne gerek var, başkan adayları konuşsun, sıkıldık artık" demeye getiriyordu herhalde. “Hem akşam da balo var davetin sahibi TBB Başkanı, konuşup zaman kaybetmeye ne gerek var" diye düşünmüş olmalı. Bir akşam Valinin bir akşam TBB Başkanının daveti; avukatmış, hukukmuş, savunmaymış bunları niye dert edelim yaklaşımı insanın içini doğrusu bir hoş ediyor.
Gelelim konuşmalara. Birçok baro başkanının da içinde olduğu 36 konuşmacı içinde dikkate değer konuşma İstanbul ve Diyarbakır baro başkanlarının konuşmaları oldu.
İstanbul Barosu Başkanı Av.Kazım Kolcuoğlu konuşmasında; Irak işgali ile ilgili değerlendirmeler yaparak, Amerikan emperyalizmini teşhir etti. Kolcuoğlu konuşmasının devamında avukatlığa saldırı nitelikli yasal düzenlemelere karşı İstanbul’da yapılacak büyük bir eyleme ev sahipliği yapabileceklerini ifade etti. Bu öneri, Kongre de avukatlık sorunları ile ilgili eyleme dönük neredeyse tek öneriydi.
Diyarbakır Barosu Başkanı Av.Sezgin Tanrıkulu; Türkiye Barolar Birliği’nin faaliyetleri, kararları, yayınlamış olduğu raporlar üzerinden net, somut, ciddi eleştiriler ortaya koydu. İyi bir çalışma ve hazırlık yaptığı anlaşılıyordu. Konuşma süresinin sınırlı olması nedeniyle ifade etmek istediği pek çok şey eksik kaldı. Tanrıkulu, özellikle TBB Genel Sekreteri ve bir yönetim kurulu üyesi tarafından Mardin’de öldürülen Ahmet ve Uğur Kaymaz olayı ile ilgili hazırlanan ve çalışma içinde yazılı olarak yer alan rapora değindi. Rapor gerçekten de içler acısıydı. Bırakın hukukçu bakış açısını, insani bakış açısı bile unutulmuştu raporda. Öldürülen Kaymaz’ın PKK militanı olduğu yargısına varıldığı belirtilen bu rapordan arkadaşlarımızın silahlar konusunda uzmanlıklarını da öğrenmiş olduk. Diyarbakır Barosu Başkanı tarafından ortaya konulan bu durum kongrenin en önemli olayıydı. Ama üzerinde yeteri kadar durulmadı.
Bu Genel Kurulda İstanbul delegasyonunun Trabzon da yapılan bir önceki genel kuruldan ders çıkardığını gördük. Trabzon da yapılan genel kurul da İstanbul Barosu başkanı bile neredeyse konuşamayacaktı, hatta bu nedenle büyük baro, küçük baro tartışması da yapılmıştı; ancak Antalya’da ilk on beş, yirmi konuşmanın neredeyse yarısını İstanbul delegeleri yaptı.
Barolar Birliği başkan adaylarının konuşmalarına gelince; başkan adayları Av.Özdemir Özok ve Av.Sadık Erdoğan uzun yıllardır aynı ekipte aynı anlayışı birlikte paylaşmış kimselerdi. Bu yüzden konuşmaların ve tartışmaların havası, esprisi ve esası avukatlarda çok fazla ilgi uyandırmıyordu. Konuşmalardan özet; kimin daha ulusalcı, yurtsever olduğu, Ankara’ya yapılacak denilen avukat evi, ‘avukat oteli’, avukatlara yeşil pasaport gibi konular oluşturdu. Mesleğe, hukuka ve avukatlığa dönük ciddi bir program, bakış açısı ve mücadele çizgisine tanık olamadık.
Kürsüye hakimiyet, konuları ifade ve harmanlama, irticalen konuşma ve ikna edici olma açısından Özok’un bir hayli önde olduğunu belirtmek gerekir.
‘Bağımsız aday, ‘Av.Sahir Bafra’ya en son söz verildi. Kongre Divanının; "zaman gecikti", "yemeğe de gidilecek" ‘kısa kes tarzından’ bir üslupla Bafra’yı uyarması çok manidardı. Başkan adaylarının konuşma süresi yirmişer dakika olduğu ve diğer iki konuşmacı başkan adayının konuşmaları ciddi oranda bu süreyi aştığı halde onlara Divan tarafından herhangi bir uyarı yapılmamıştı. Anlaşılan yemek daha önemliydi ve hepimiz çok acıkmıştık! Yine de açlığı başka şeye olan delegeler salonda kaldı ve Başkan adayını dinledi.
Kongre divanına çok önceden verilmiş üç-dört adet önerge vardı ve oylanacaktı. Yeter sayı vardı, yoktu derken biraz da koridordan takviye ile yeter sayı sağlandı, ancak bırakalım önergelerin görüşülüp tartışılmasını önemli bir kısmı okunmadan oylandı ve kabul edildi.
Yirmiyi aşkın Baro başkanının, yüzü aşkın TBB delegesinin imzası ile verilen ve kabul edilen önerge ile ilgili daha sonra soru sorulduğunda hem Türkiye Barolar Birliği Başkanı’nın hem de Genel Kurul Divan Başkanı’nın "haberimiz yok, bilmiyoruz ve benzeri" cevaplar vermesi de Genel Kurulun ayrı bir ilginçliğiydi.
Anlaşılan tüm kabahat yemek davetinin! Aslında işin gerçeği şuydu: Büyük çoğunluğunun aklı, yapılacak seçimdeydi. Hangi il hangi listeden üye verecek, nasıl yer alacak, oyların hesabı kimleri çizdirip kimlerin önünü kesip kendi adayına oy alacak, bunların çalışması yapılıyordu.
Ertesi gün de bu tablo ortaya çıktı. Kullanılan 350 delegenin oy pusulalarından yarıdan fazlası çizilmişti. Biraz izleyince kimin kime ve ne için oy verdiği ne yaptığı ortaya çıkıyordu. Ekiplerde ve anlayışlarında çok ciddi farklılıklar olmadığını da bu sonuç ispatlıyordu.
Seçimi kazanacak aslında öncesinden belliydi. Ancak tahminimiz aradaki oy farkının daha az olacağı şeklindeydi. Oy farkı beklediğimizden daha fazla oldu. Özok 214, Erdoğan 117. Bu farklı sonuç sadece Sadık Erdoğan ve ekibini değil aynı zamanda delegelerin, bizi de yanılttıklarını ortaya çıkarıyordu. Ancak seçimlerde Genel Kurulda karargah kuran Önder Sav faktörü de unutmamalı.
Peki bundan sonra ne olur? Aslında tam da Avukat Özdemir Özok’un, kongre konuşmasında da belirttiği gibi, geçmişte ne olduysa bundan sonra da o olur. Çünkü Özok, geçmişini göstererek ve savunarak bu listedeydi ve seçimi de aldı. Demek ki bundan sonra da değişen hiçbir şey olmayacak.
Son bir dilek: Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulları, tekne gezisi, yemek, balo, tiyatro gösterileri yerine, ya da bunlarla birlikte, asıl olarak mesleğin, hukukun, avukatlığın sorunlarının konuşulduğu ve sorunlara çözümler üretilebildiği yerler olsun.

AVUKATLAR UYARIYOR!
Türkiye Barolar Birliği’nin 28. Olağan Genel Kurulu’nda 21.05.2005 tarihinde oybirliği ile kabul edilen karar metni aşağıdaki gibidir;
“Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu olarak,
Seçilecek başkan ve yönetim kuruluna,
Ceza Muhakemesi Kanunu ve Cezaların ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da değişiklikler yapan yasa tekliflerinin derhal geri çekilmesi amacıyla;
1. Tüm Baroların; yasa gereği yapacağı müdafi (mağdur vekili, uzlaşmacı avukat) ve “adli yardıma avukat” hizmetlerini geçici süreyle durdurması,
2. TBB Başkan ve yönetim kurulu üyeleri ile Baro Başkanları’nın, yasa, teamül veya davet üzerine katıldıkları; yasama, yürütme ve yargı protokollerine, bu hususu içeren yazılı gerekçe göstererek katılmaması,
3. Tekliflerin meclis genel kurulunda kabul edilmesi ihtimali karşısında, Cumhurbaşkanı nezdinde girişimlerde bulunarak, yasanın “tekrar görüşülmek üzere iadesi” ve “anayasaya aykırılık başvurusunda” bulunulmasının istenmesi,
4. Panel, seminer, sempozyum, sirküler, bülten, duyuru vb. çalışmalar ile altyapısı derhal oluşturulduktan sonra, en kısa zamanda, Türkiye çapında geniş avukat katılımının sağlanacağı bir günlük duruşma boykotu ve “savunmaya saygı yürüyüşü” organize edilmesi,
görevlerini tevdi ederiz.”
Genel Kurulun ellibin avukatı temsilen yaptığı bu açık ve önemli uyarıya rağmen, sözü edilen değişiklikler iktidar partisine mensup milletvekillerinin oylarıyla bugün meclis genel kurulundan geçirilmektedir.
AVUKATLIK MESLEĞİNE YÖNELMİŞ BU AĞIR SALDIRI KARŞISINDA
SUSMAYACAĞIZ. !... MÜCADELE EDECEĞİZ !...
SİYASAL İKTİDAR, BU SALDIRGAN, TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİ ORTADAN KALDIRICI TUTUMUNUN SONUÇLARINA KATLANACAKTIR.
TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİNİ YÖNETİMİNİ, GENEL KURUL KARARININ ARKASINDA DURMAYA ÇAĞIRIYORUZ !...
ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ
GENEL MERKEZİ